Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

📅 02 Eylül 2026⏱️ 15 dk okuma
Metal İşleyen Cnc Router Yapmak İstiyorum? Nelere Dikkat Etmeliyim? Neyi Farklı Yapmalıyım?
📑 İçindekiler (Tıkla Aç)

Incremental encoderler, başlangıç referans noktasına göre göreceli hareket (pulslar) sağlarken, absolute encoderler her açıda benzersiz bir dijital kod üreterek güç kesintisi durumunda bile mutlak pozisyon bilgisini korur ve yeniden referanslamayı gereksiz kılar.

Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir? Nedir?

 

Endüstriyel otomasyon sistemlerinde hareket kontrolü ve pozisyon geri beslemesi, sistemlerin hassasiyeti ve verimliliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda, encoderler, mekanik hareketleri elektrik sinyallerine dönüştüren temel sensörlerdir. Ancak, uygulamaların gereksinimlerine göre iki ana tip encoder öne çıkar: Incremental Encoderler ve Absolute Encoderler. Temel farkları, pozisyon bilgisini nasıl sağladıkları ve güç kesintisi gibi durumlarda bu bilgiyi nasıl yönettikleridir. Incremental encoderler, yalnızca hareketin yönünü ve miktarını (göreceli pozisyon değişimi) belirten bir dizi darbe (pulse) üretirken, absolute encoderler, her an sistemin mutlak pozisyonunu temsil eden benzersiz bir dijital kod sunar. Bu ayrım, özellikle sistemin başlangıç noktasına olan bağımlılığı, yeniden referanslama ihtiyacı ve maliyet gibi faktörler üzerinde belirleyici bir rol oynar.

Çalışma Prensibi ve Teknik Veriler

Her iki encoder tipi de mekanik hareketi elektrik sinyallerine dönüştürmek için genellikle optik veya manyetik prensiplerden yararlanır. Ancak, sinyal işleme ve pozisyon bilgisi sağlama yöntemleri tamamen farklıdır.

Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

Incremental Encoderler: Göreceli Hareketin Nabzı

Incremental encoderler, bir milin dönmesi veya doğrusal bir hareketin ilerlemesiyle birlikte belirli aralıklarla elektrik sinyal darbeleri (pulslar) üretirler. Tipik olarak, bu encoderler iki fazlı (A ve B) sinyal çıkışı sağlar. Bu iki sinyal, birbirlerine 90 derece faz farkıyla kaydırılmıştır (quadrature output). Bu faz farkı sayesinde, kontrolör hem hareketin yönünü hem de miktarını (pulsları sayarak) belirleyebilir. Ayrıca, birçok incremental encoderde bir de referans veya indeks sinyali (Z veya Home pulsu) bulunur. Bu Z pulsu, her devirde veya belirli bir uzunlukta yalnızca bir kez tetiklenir ve bir referans noktası olarak kullanılabilir. Ancak, bu referans noktası yalnızca sistemin ilk açılışında veya bir güç kesintisinden sonra manuel olarak veya otomatik bir “homing” prosedürü ile belirlenmelidir.

Çalışma Prensibi: Genellikle, bir ışık kaynağı, üzerinde eşit aralıklı saydam ve opak çizgiler bulunan dönen bir disk (veya doğrusal bir şerit) ve bu çizgileri algılayan bir dizi fotodedektörden oluşur. Disk döndükçe, ışık fotodedektörler üzerine düşer ve kesilir, bu da A ve B sinyallerinin kare dalga formunda üretilmesini sağlar. Çözünürlük, disk üzerindeki çizgi sayısına (PPR – Pulses Per Revolution) bağlıdır.

Avantajları:

  • Daha uygun maliyetlidir.
  • Basit bir yapıya sahiptir.
  • Yüksek hızlı uygulamalar için uygundur.
  • Çok yüksek çözünürlükler elde edilebilir (PPR).

Dezavantajları:

  • Güç kesintisinde veya elektriksel gürültü nedeniyle pulse kaybında pozisyon bilgisini kaybeder.
  • Her başlangıçta veya güç kesintisinden sonra bir referans noktasına gitme (homing) işlemi gerektirir.
  • Mutlak pozisyon bilgisi sağlamaz, sadece hareketin değişimini izler.

Uygulama Alanları: Hız kontrolü, motor geri beslemesi, basit pozisyonlama görevleri, uzunluk ölçümü (bir referans noktası bilindiğinde).

Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

Absolute Encoderler: Mutlak Pozisyonun Garantisi

Absolute encoderler, milin her benzersiz açısal veya doğrusal pozisyonu için özel bir dijital kod üretirler. Bu, bir güç kesintisi yaşandığında bile encoderin o anki pozisyonunu kaybetmeyeceği anlamına gelir. Sistem tekrar açıldığında, encoder anında doğru pozisyon bilgisini sağlar ve homing işlemine gerek kalmaz. Bu özellik, özellikle güvenlik kritik uygulamalarda ve sık güç kesintilerinin yaşanabileceği ortamlarda büyük bir avantaj sağlar.

Çalışma Prensibi: Absolute encoder diskleri, incremental encoderlerden farklı olarak, üzerinde konsantrik halkalar halinde düzenlenmiş benzersiz bir kod deseni içerir. Bu desen genellikle Gray kodu formatındadır, çünkü Gray kodu, bir pozisyondan diğerine geçerken yalnızca tek bir bitin değiştiği bir kodlama sistemidir, bu da okuma hatalarını minimize eder. Encoder, bu kod desenini okuyarak her pozisyona özgü bir dijital kelime (binary, Gray, BCD vb.) üretir.

Absolute encoderler iki ana kategoriye ayrılır:

  • Tek Turlu (Single-Turn) Absolute Encoderler: Sadece bir mil turu içindeki mutlak pozisyonu belirler. Mil bir turdan fazla döndüğünde kod tekrar etmeye başlar.
  • Çok Turlu (Multi-Turn) Absolute Encoderler: Milin hem bir tur içindeki pozisyonunu hem de kaç tur döndüğünü algılar. Bu, dişli mekanizmaları veya manyetik alan sensörleri gibi ek sistemler aracılığıyla sağlanır. Bu sayede, binlerce turluk bir aralıkta bile mutlak pozisyon bilgisi korunur.

Çıkış Türleri: Absolute encoderler, genellikle paralel veya seri arayüzler aracılığıyla veri iletir. Paralel çıkışlar (her bit için ayrı bir kablo) daha hızlı olabilir ancak daha fazla kablo gerektirir. Seri çıkışlar (örn. SSI, Profibus, EtherCAT, PROFINET, CANopen, DeviceNet) daha az kablo ile daha uzun mesafelerde ve daha karmaşık verileri iletebilir.

Avantajları:

  • Güç kesintisinde pozisyon bilgisini kaybetmez; homing gerektirmez.
  • Daha yüksek güvenilirlik ve sistem güvenliği sağlar.
  • Elektriksel gürültüden daha az etkilenir, çünkü her pozisyon benzersiz bir koddur.
  • Daha karmaşık ve hassas pozisyonlama görevleri için idealdir.

Dezavantajları:

  • Incremental encoderlere göre daha pahalıdır.
  • Daha karmaşık yapı ve elektronik devreye sahiptir.
  • Bazı seri arayüzler, çok yüksek hızlarda anlık pozisyon güncellemeleri için sınırlı olabilir.

Uygulama Alanları: Robotik kollar, CNC makineleri, vinçler, asansörler, tıbbi cihazlar, rüzgar türbinleri, güvenlik kapıları, otomasyon hatları ve her türlü hassas pozisyonlama gerektiren sistemler.

Parametre Değer/Açıklama
Pozisyon Bilgisi Incremental: Göreceli (hareket değişimi)
Absolute: Mutlak (benzersiz kod)
Güç Kesintisi Davranışı Incremental: Pozisyon kaybolur, yeniden referanslama gerekir.
Absolute: Pozisyon korunur, yeniden referanslama gerekmez.
Homing İhtiyacı Incremental: Her başlangıçta veya güç kesintisi sonrası gereklidir.
Absolute: Gerekli değildir.
Maliyet Incremental: Genellikle daha uygun maliyetli.
Absolute: Genellikle daha pahalı.
Çıkış Sinyali Incremental: A/B/Z fazlı kare dalga palsları.
Absolute: Paralel veya seri (SSI, Profibus, EtherCAT, PROFINET) dijital kod.
Karmaşıklık Incremental: Daha basit yapı ve elektronik.
Absolute: Daha karmaşık yapı ve elektronik.
Uygulama Alanları Incremental: Hız kontrolü, basit pozisyonlama.
Absolute: Robotik, CNC, vinçler, güvenlik kritik sistemler.
Çevresel Etkilere Duyarlılık Incremental: Gürültü ve pulse kaçırma riski daha yüksek.
Absolute: Gürültüden daha az etkilenir, daha sağlam.
Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

Sahada Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Uygulama İhtiyaçlarının Belirlenmesi: En kritik adım, uygulamanın gerçekten mutlak pozisyon bilgisine mi yoksa sadece göreceli hareket bilgisine mi ihtiyaç duyduğunu netleştirmektir. Güç kesintisi sonrası sistemin hemen çalışmaya devam etmesi gerekiyorsa veya güvenlik kritik bir uygulama ise (örn. robot kolları, insan-makine etkileşimli sistemler), absolute encoder vazgeçilmezdir. Eğer sadece hız kontrolü veya başlangıçta referanslanabilen basit pozisyonlama yeterliyse, incremental encoder daha ekonomik bir çözüm sunar.
  • Çözünürlük ve Doğruluk: Gerekli olan pozisyonlama hassasiyeti, encoderin çözünürlüğünü (Incremental için PPR, Absolute için bit sayısı) belirler. Yüksek çözünürlük, daha ince hareketlerin algılanmasını sağlar ancak aynı zamanda daha yüksek maliyet ve potansiyel olarak daha fazla veri işleme yükü anlamına gelebilir. Sistemin mekanik boşlukları (backlash) ve diğer toleranslar da göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Çevresel Koşullar: Encoderin çalışacağı ortamın sıcaklık, nem, titreşim, toz, sıvı ve elektromanyetik parazit (EMI/RFI) seviyeleri, seçilecek encoderin tipini (optik/manyetik), IP koruma sınıfını ve gövde malzemesini etkiler. Özellikle zorlu endüstriyel ortamlarda, sağlam yapılı ve yüksek IP koruma sınıfına sahip encoderler tercih edilmelidir. Manyetik tabanlı encoderler, toza ve kire karşı optiklere göre daha dirençli olabilir.
  • Mekanik Montaj ve Kaplin Seçimi: Encoderin şaftı ile motor veya hareketli parça arasındaki bağlantı (kaplin), doğru ve hassas ölçüm için hayati öneme sahiptir. Yanlış hizalanmış veya kalitesiz bir kaplin, encoderin ömrünü kısaltabilir, titreşime neden olabilir ve hatalı okumalara yol açabilir. Esnek kaplinler, küçük hizalama hatalarını telafi edebilir. Delik milli (hollow shaft) veya kör delik milli (blind hollow shaft) encoderler, doğrudan motor şaftına monte edilerek kaplin ihtiyacını ortadan kaldırabilir ve montajı basitleştirebilir.
  • Haberleşme Protokolü ve Entegrasyon: Absolute encoderler için özellikle, kontrol sistemi (PLC, hareket kontrolcü) ile uyumlu bir haberleşme protokolü seçimi çok önemlidir. SSI, Profibus, EtherCAT, PROFINET, CANopen gibi modern seri arayüzler, hızlı veri transferi, az kablolama ve gelişmiş teşhis yetenekleri sunar. Incremental encoderler için ise genellikle A/B/Z pals çıkışları veya HTL/TTL seviyeleri yeterlidir. Kontrolörün giriş kapasitesi ve hızı da dikkate alınmalıdır.
  • Kablolama ve Sinyal Bütünlüğü: Uzun kablo mesafelerinde veya yüksek elektriksel gürültünün olduğu ortamlarda, ekranlı kablolar kullanmak ve kabloları güç hatlarından ayrı döşemek sinyal bütünlüğünü korumak için elzemdir. Doğru topraklama da paraziti azaltmada kritik rol oynar. Özellikle yüksek frekanslı incremental sinyaller, uzun mesafelerde zayıflayabilir veya bozulabilir; bu durumda hat sürücülü (line driver) encoderler tercih edilmelidir.
Incremental Encoder ile Absolute Encoder Arasındaki Fark Nedir?

Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Çözümleri

Endüstriyel uygulamalarda encoderlerle ilgili sıkça karşılaşılan sorunlar ve olası çözümleri, sistemin güvenilirliğini ve performansını doğrudan etkiler:

  • Pozisyon Kaybı veya Yanlış Okuma (Incremental Encoderlerde):
    • Sorun: Sistem açıldığında veya güç kesintisi sonrası pozisyon bilgisi yanlış. Hızlı hareketlerde veya titreşimde pals kaçırma.
    • Çözüm: Incremental encoderler doğası gereği güç kesintisinde pozisyonu kaybeder; bu normaldir ve homing işlemiyle çözülür. Pals kaçırma durumları için, kablolamayı kontrol edin (ekranlama, topraklama), elektriksel gürültü kaynaklarını izole edin. Encoderin çözünürlüğünün uygulamanın hızına uygun olduğundan emin olun; çok hızlı uygulamalarda kontrolörün palsları doğru saydığından emin olmak için daha yüksek frekanslı girişler gerekebilir. Mekanik titreşimleri azaltın.
  • Sinyal Gürültüsü veya Bozulması:
    • Sorun: Encoderden gelen sinyaller kararsız, hatalı veya hiç gelmiyor.
    • Çözüm: Kablolamayı kontrol edin; hasarlı kabloları veya gevşek bağlantıları değiştirin. Ekranlı kablolar kullanıldığından ve doğru topraklama yapıldığından emin olun. Güç kabloları ile sinyal kablolarının ayrı kanallardan geçtiğini kontrol edin. Encoderin güç kaynağının stabil ve doğru voltajda olduğundan emin olun. Giriş filtresi veya sinyal yükseltici kullanmayı düşünün.
  • Mekanik Hasar veya Aşınma:
    • Sorun: Encoder şaftında boşluk, dönme zorluğu, anormal sesler veya fiziksel hasar.
    • Çözüm: Kaplinin doğru tipte ve düzgün monte edildiğinden emin olun; hasarlı kaplinleri değiştirin. Şaft hizalamasını kontrol edin. Encoderin yataklarının aşınmış olup olmadığını kontrol edin; bu durumda encoderin değiştirilmesi gerekebilir. Aşırı sıcaklık veya nem gibi çevresel koşulların encoderin mekanik bileşenlerini etkilemediğinden emin olun.
  • Haberleşme Hatası (Absolute Encoderlerde):
    • Sorun: PLC veya kontrolör encoderden veri alamıyor veya yanlış veri okuyor (özellikle seri arayüzlerde).
    • Çözüm: Haberleşme protokol ayarlarının (baud hızı, veri formatı, adresleme vb.) kontrolör ve encoder arasında eşleştiğinden emin olun. Haberleşme kablosunu kontrol edin; hasarlı veya yanlış bağlı kabloları değiştirin. Terminatör dirençlerinin doğru yerleştirildiğinden ve değerde olduğundan emin olun (özellikle bus tabanlı sistemlerde). Encoderin veya kontrolörün firmware güncellemelerini kontrol edin.
  • Yanlış Çözünürlük veya Doğruluk:
    • Sorun: Sistem istenen hassasiyette pozisyonlama yapamıyor veya ölçümler tutarsız.
    • Çözüm: Encoderin seçilen çözünürlüğünün uygulamanın gerektirdiği minimum hareket adımı için yeterli olup olmadığını tekrar değerlendirin. Mekanik boşlukları (backlash) ve sistemdeki diğer toleransları hesaba katın. Çözünürlüğü artırmak veya daha doğru bir encoder seçmek gerekebilir. Encoderin montajının hassas olduğundan ve titreşimden etkilenmediğinden emin olun.

Uzman Tavsiyesi

Endüstriyel otomasyonun kalbinde yer alan hareket kontrol sistemlerinde, doğru encoder seçimi projenin başarısı, güvenliği ve maliyeti üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Incremental encoderler, basit yapıları, uygun maliyetleri ve yüksek hız kapasiteleriyle özellikle hız kontrolü ve göreceli hareketin izlenmesi gereken uygulamalar için idealdir. Ancak, güç kesintisi durumunda pozisyon bilgisini kaybetme ve her başlangıçta homing ihtiyacı, belirli kritik uygulamalarda onları yetersiz kılabilir. Öte yandan, absolute encoderler, her an mutlak pozisyon bilgisini sağlayarak, güç kesintilerinden etkilenmeden sisteme anında doğru veri sunma yeteneğiyle öne çıkar. Bu özellikleri, onları robotik, CNC makineleri, vinçler ve güvenlik kritik sistemler gibi yüksek güvenilirlik ve hassasiyet gerektiren uygulamalar için vazgeçilmez kılar. Mutlak encoderlerin daha yüksek maliyetli ve karmaşık olmaları, sundukları avantajlar göz önüne alındığında genellikle haklı çıkar.

Bir uzman olarak tavsiyem, encoder seçimi yaparken öncelikle uygulamanın temel gereksinimlerini çok iyi analiz etmenizdir. “Sistemin güç kesintisinden sonra hemen kaldığı yerden devam etmesi gerekiyor mu?” veya “Güvenlik standartları mutlak pozisyon bilgisini zorunlu kılıyor mu?” gibi soruların cevapları, seçim sürecinde size yol gösterecektir. Ardından, çevresel koşullar, gerekli çözünürlük, haberleşme protokolleri ve bütçe gibi teknik ve ekonomik faktörleri değerlendirin. Unutmayın ki, doğru encoder seçimi sadece ilk yatırım maliyetiyle değil, aynı zamanda sistemin çalışma ömrü boyunca sağlayacağı güvenilirlik, bakım kolaylığı ve üretim verimliliğiyle de değerlendirilmelidir. Yanlış bir seçim, uzun vadede daha yüksek işletme maliyetlerine, sık arızalara ve hatta güvenlik risklerine yol açabilir. Bu nedenle, projenizin özel ihtiyaçlarına en uygun encoder tipini belirlemek için detaylı bir mühendislik analizi yapmaktan çekinmeyin ve gerektiğinde uzman desteği almaktan kaçınmayın.